Bize Ulaşın 0533 482 66 72

Her Kalp Ağrısı Aşk Yarası Değildir

Atalarımız her şeyin başı sağlıktır der. Toplumumuzun sağlığa bakış açışı da en iyi bu sözlerle anlatılabilir. Hayat ve sağlık insanoğluna verilmiş en büyük hediyedir. Sağlığımız yerinde olmadıkça hayattan aldığımız tat da bu ölçüde azalır.

Ancak günümüz koşullarında deneyimlemek zorunda kaldığımız stres, hızlı yaşam, yorgunluk, yetersiz ve dengesiz beslenme de sağlığımızı önemli ölçüde tehlikeye düşürüyor.

İnsanları en çok etkileyen problemlerden biride kalp ve damar hastalıkları… Her gün binlerce kişi kalp sorunları yüzünden hastanelerde tedavi görmekte…

Bayındır Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Timur Timurkaynak da; ” Unutmayın ki; her kalp ağrısı aşk yarası değildir. Kalbinizde bir ağrı hissettiğinizde vakit kaybetmeden kontrole gitmelisiniz” diyerek günümüzün korkulu rüyası kalp ağrılarına farklı bir bakış açısı ile yaklaşıyor…

En iyi tedavi yöntemi hastalığa yakalanmayı önlemektir.  Kalp hastalığına yakalanmamak için neler yapmalıyız…

Mağara adamları gibi yaşamalıyız. Mağara adamları canlarını korumak için mamutlardan, dinozorlardan kaçardı yani bol bol egzersiz yapmış olur ve çok fazla yağlı et yiyemezdi. Daha güvenli ve sağlıklı olan düşük kalorili otları yemek zorunda kalırdı. Tabii ki mağara adamı sigara ve alkol de içmezdi.  Yani yapılması gereken yağlı eti daha az, sebzeyi daha fazla tüketmek, egzersiz yapmak ve sigaradan uzak durmak.

Sadece bunları yapmak yeterli mi?

Bunları yapmak gerek ancak; şart değil. Yapılması gereken en önemli şey ise; düzenli kontrol… İlk kontrol 20 yaşında yapılmalı. Özellikle de ailesinde şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp krizi, felç hikâyesi olanlarda bu daha da önemli. Anne babamıza bakalım ve geleceğimizi görelim diye de özetlenebilir bu.

Kontrolümüzü 20’li yaşlarda yaptırdık ve bir sorun çıkmadı. Daha sonra ne kadar zamanda bir kontrol yapılmalı?

20’li yaşlarda eğer bir sorun tesbit edilmediyse 5 yılda bir, 30’lu yaşlarda 3 yılda bir, 40’lı yaşlarda 2 yılda bir ve 50’li yaşlarda artık yılda bir kardiyoloji kontrolünden geçmek gerekir. Bu kontroller sağlıklı, kalp hastalığı olmayan insanlar içindir. Ancak kalp hastalığı, şeker, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği varsa 6 ayda bir kontrol daha uygun olur.

İnsanlar kalp ile ilgili hangi değerlerini bilmeli?

20 yaşından sonra her insan mutlaka nasıl telefon numarasını, ayakkabı numarasını, doğum tarihini biliyorsa kalp sağlığı için de açlık şeker düzeyini, tansiyon değerini, iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL)  düzeyini, bilmelidir.

Hangi yaş oranları için kalp krizi riski yüksektir.

Kriz riski yaşla birlikte kaçınılmaz olarak artmaktadır ancak eşlik eden diğer risklerle beraber yaş düzeyi aşağılara inmektedir. 30 yaşından önceki ölümlerde doğumdan gelen kalp hastalıkları en sık nedendir. Ancak 30 yaşından sonra en önemli neden kalp krizidir. Eskiden 40’lı yaşlardan sonra gördüğümüz kalp krizleri günümüzün sağlıksız yaşam koşullardında 30’lu yaşlara kadar indi maalesef.

Kimler kalp krizi geçirme riski taşır?

Yüksek tansiyonu olan, şeker hastalığı olan, kolesterolü yüksek olan, obez, sigara içen, egzersiz yapmayan, ve ailesinde kalp krizi hikayesi olanlarda risk yüksektir.

Kalp krizi geçirme riskimizi hesaplayabilir miyiz?

Evet bunu hesaplamak mümkün. Eğer tansiyonunuzu, kolesterolünüzü biliyorsanız http://hp2010.nhlbihin.net/atpiii/calculator.asp web adresine girerek 10 yıl içinde kalp krizi geçirme riskinizi hesaplayabilirsiniz.

Kas ağrıları genelde kalp krizi ile karıştırılabiliyor. Kas ağrılarını kalp krizinden nasıl ayırabiliriz?

Göğüs ağrısı sadece kalp krizinden olmaz. Onlarca başka nedeni olabilir, ancak bunlardan en tehlikelisi ve ölümcül olanı kalp olduğu için öncelikle kalp hastalığı araştırılmalıdır. Kas ağrıları da göğüs ağrıları içerisinde sık gördüğümüz ağrılardır. Kalp krizine bağlı ağrı sıklıkla göğsün sol tarafında, kravat alanında belirgin ve sol kol, boyun ve çeneye bazen sırt ve sağ tarafa veya mideye yayılan bir özellik gösterir. Genellikle yaygın, baskı veya yanma tarzında sıkıştırıcı bir ağrıdır.

Nasıl bir his yaratır?

Göğse fil oturmuş ya da kemerle sıkılıyor gibi bir his yaratır Bu ağrıya soğuk terleme, bulantı, kusma eşlik edebilir. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden hastaneye gitmek gerekir. Kaybedilen her dakika daha fazla kalp dokusunun ölmesi demektir.

Yapılan araştırmalar Akdeniz insanlarının kalp hastalıkları risklerinin düşük olduğunu gösteriyor. Sizce bunun nedenleri nelerdir. Biz neler yapıyoruz ya da nasıl besleniyoruz da bu riski azaltıyoruz…

Bugün medyaya baktığınızda maalesef birçok besin mucizeymiş gibi sunuluyor. İnsanlar işi gücü bırakıyor brokoli, nar, keten tohumu peşinde koşuyor. Unutulmaması gereken tek şey mucizevî bir besin olmadığıdır. Mucizevî olan Akdeniz mutfağıdır. Akdeniz mutfağı ise tek bir besinden değil, sağlıklı olan birçok doğal, işlenmemiş besinin birlikte tüketilmesinden dolayı bu mucizeyi yaratır. Zeytinyağının bu mutfağın en önemli öğesi olduğu unutulmamalıdır.

Akdeniz mutfağının mucizesi sadece beslenmeden mi ileri geliyor?

Sadece besin de değildir burada ki önemli nokta. Akdeniz ülkelerinde yemek bir seremonidir. Saatlerce dostlarla sohbet ederek yenir. Zaten dünyadaki gurme restoranara bakın öğle yemeği servisi vermez çoğu. Nedeni yemek yemenin on dakikada karın doyurmak değil bir zevk ve kültür olmasıdır. Fransızlara bakın gurme mutfağının öncülerindendirler, ancak hepsi incecikdir.

Kalp hastalıklarına yakalanmamak için nasıl beslenmeliyiz… Hangi yiyeceklerden uzak durmalıyız?

Bizim mutfağımızda çok zengin ve sağlıklıdır. Eskiden bu kadar obez insan yoktu ülkemizde. Ne zaman “fast food” çılgınlığı geldi, tencere yemeği unutuldu, o zamandan beri obezite bir salgın. Poşetten çıkan ve fazla muamele görmüş (soslu, kremalı) besinlerden uzak durup, topraktan çıktığı saf haliyle tüketilecek besinlere öncelik vermeliyiz.

Hazır gıdalardaki risk nedir?

Hazır gıdalarda bir bardak deniz suyundan daha fazla oranlarda tuz, birçok koruyucu madde vardır ve bunlar insan sağlığı açısından risk teşkil eder. Fast food kesinlikle yasaklanmalıdır.

Özel bir diyet öneriniz var mı?

Bir diyet önerim yok ancak sağlıklı yaşam tarzı önerim var. Diyet denince insanlar 3 ay 6 ay gibi süreyle zorla istemedikleri bir şeyi yaparak sağlıklı olacaklarını sanıyorlar. Oysa bunun bir yaşam biçimi olması gerektiği öğretilmiyor insanlara. Altı ayda 20 kilo verip sonraki 6 ayda 30 kilo geri alıyorlar. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzını içselleştirip ömür boyu böyle yaşamaya çalışmamız gerekli. Özetle tencere yemeği ve akdeniz mutfağı sağlıklı yaşam tarzı tercihimiz olmalıdır.

Doktorlar bize sigara içmeyin, alkol kullanmayın, kırmızı et yemeyin ya da stresten uzak durun diyorlar. Günümüz koşullarında özellikle stresten uzak duramıyoruz. Sizin bu konuda farklı bir yaklaşımınız olduğu söyleniyor…

Doktorların bu söyledikleri kuşkusuz çok önemlidir. Sigara, aşırı alkol, kolesterolü yüksek yiyecekler, tuzlu yiyecekler, kalorili yiyeceklerden uzak durup düzenli egzersiz yapmak kalp sağlığının olmazsa olmazıdır. Ancak bir de gerçek hayat var önümüzde. Hasta geliyor kalp krizi geçirmiş ancak sigarayı bırakmıyor, tereyağından vazgeçmiyor, ne yapacaksınız bu hastaya git seni tedavi etmiyorum mu diyeceksiniz? Bir de damak lezzeti denen bir kavram var. Onu yeme, bunu yeme dediğiniz zaman birçok insan mutsuz oluyor ve bu önerilerinizi ancak birkaç ay uygulayıp sonra tekrar bildiğini yapmaya başlıyor. Hayattan zevk almak çok önemli… İşte siz aşırı kuralcı yaklaşımlarınızla hastanın hayattan aldığı zevki azaltırsanız hasta size bir daha gelmiyor ve ilaçlarını da bırakıyor. En tehlikeli durum bu bana kalırsa.

Siz bu hastalar için neler yapıyorsunuz?

Ben hastalarımın yaşam ve damak zevklerine önem veriyorum. Pazar sabahı kalktığından ailecek oturup tereyağında sucuklu yumurta yemesini istiyorum. Pazar keyfini yaşamalı. Haftada 2 gün sevdiği bir et yemeği, ya da kebap yemeli. Eğer alkolü seviyorsa akşamları sosyal içiçiliğe devam etmesini yasaklamıyorum. Herşeyden yiyebilirsin, damağını şenlendir ama kilo almamalısın diyorum. Bu da otokontrol olarak kalori kontrolü sağlıyor. Onu yeme, şunu yapma ölürsün dediğiniz zaman negatif psikolojik bir yaklaşım sergiliyorsunuz ki bu da hastanın moralini bozuyor.

Pozitif bir yaklaşımınız var…

Pozitif psikoloji ile yaklaşıp, yaşamın güzel ve keyifli olduğunu ve bunu uzun yıllar sürdürebilmek için hekimle uyum içinde çalışmak gerektiğini anlatıyorum hastalarıma. Sevdiğin yemeklerden vazgeçemiyor musun, sigarayı bırakamıyor musun, tamam diyorum. O zaman tek şartım mutlaka ve mutlaka ilaçlarını düzenli kullanmalısın diyorum. Bu tür hastalar için de risk sınıflamaları daha yüksek olduğu için, tansiyon, şeker ve kolesterol düzeylerini daha sıkı kontrol edip hedefleri daha aşağı rakamlara çekiyorum.

Sporu önerir misiniz?

Yaşam harekettir. Eğer bir yatağa bağlı hayatınızı sürdürüyorsanız ya da evden hiç çıkmıyorsanız zaten yaşam kalitenizin çok yüksek olduğu söylenemez. Egzersiz sağlık için en önemli şeylerden biri. Kalori kontrolü sağlayarak kilo almanızı önler, tansion, şeker ve kolesterol düzeylerinizi düşürür ve endorfin salgısını arıtrarak mutluluk düzeyinizi yükseltir ve tıpkı morfin gibi bağımlılık yapar. Haftada en az 5 gün 30dk’lık tempolu yürüyüş, tenis, yüzme kalp sağlığı için çok yararlıdır. Her yere araba ile gitmeyin yürüyün. Merdivenler kalp dostudur, asansör kullanmayın.

Bilinçsiz spor yapmak bir risk midir?

Çok önemli bir riskdir. Yaşınız kaç olursa olsun spora başlamadan önce mutlaka bir kardiyolog kontrolünden geçmek gerekli. Futbolcu sahada koşarken aniden düşüp ölüyor. Ya da 50 yaşına kadar hiç spor yapmamış bir insan spora başlıyor ve kalp krizi geçiriyor. Tüm bunlar bir kontrolle önlenebilir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da her yaş için spor tarzı farklırdır. 50 yaşındaki bir insan için futbol oynamak yerini yürüyüş ya da tenis daha uygundur.

Bazı alkollü içeceklerin kalp sağlığına iyi geldiği gibi haberler okuyoruz. Siz bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir; sağlıklı olmak için alkol içilmemelidir. Ancal alkolü seviyorsanız o zaman da miktarı mutlaka sınırlanmalıdır. Günde bir iki kadeh içki özellikle de kırmızı şarap kalp sağlığı açısından faydalı olabilir. Sosyal içicilik dediğimiz şeydir aslında bu. Belkide faydası biraz da sizi rahatlatıp hoş sohbet eşliğinde hayattan aldığınız zevki yükseltmesinden gelmektedir. Ancak eğer şarap sevmiyorsanız ille de onu içmeniz gerekmez bana göre. Sizi neşelendiren rakı, viski, votka ya da başka birşey de tercihiz olabilir. Ancak 2 kadehi geçmemek uygundur. Alkolün fazlası yükek kalorisi nedeni ile kilo ve sonrasında tansiyon, kolesterol ve şeker hastalığına yol açabilir. Daha da önemlisi karaciğer hasarı nedeni ile siroza yol açma tehlikesidir.

Son sözleriniz nedir okuyucularımız için…

Dünyada ve ülkemizde bir numaralı ölüm nedeni kalp hastalıklarıdır. Neredeyse iki kişiden biri kalpten ölmektedir. Uzun yıllar konforlu ve keyifli bir hayat için kalp hastalığını yenelim. Bunu yapmak düzenli kontrollerle mümkündür. Kalbinizdeki tek ağrının aşk ağrısı olması dileğiyle…